Ayakucuma düştü gün. Ezdim geçtim.

Saralı bir duyguydu benimkisi. Hep titredim durdum.

Akşama ulaşmışken, büyük bir fırtına büyüttüm içimde. Kendimden firar ederken ağaçlar savruluyor, damlar uçuşuyor, deniz kıyıyı yutuyor, kent sarsılıyordu.

Gün kırılıyordu ufuk çizgisinde. Kentin tüm biçimleri ufalmaktaydı. Kızarık gölgeler vuruyordu yumuşak dalgalara.  

Kıyıda oturuyordum. Yedeğimde o kadın. Yüreğimde sancılar. İçimde yapışkan bir korku.

Bir cam sessizliği indi ansızın çevreye. Herşey ve herkes umarsız bir suskunlukta. Görülmemiş düşlerin dallarına tutunanlar yere düştü. Kimse kimseye değmiyor artık.

Kumsaldaki izleri siliyor deniz. Uzaktaki bir kente çizilmiş güvercin gözleri yitiyor. Martı çığlıklarında çocuk öfkeleri.

Göçler çoğalıyor içimde. Yeni iklimler bu denli yabancı mı bana? Gülü sevenin dikenine katlanacağı masaldır belki de. Yüzümü yokluyorum. Islak.

Bir gözüm ayrılığa takılmış. Diğeri tümden göçmeye. Durmadan eksiliyorum.

Ayakucuma düşüyor gece. Yedeğimde kendim. Kendimi ezip gidiyorum.