BİR VARDI

Edebiyat Trackbackler (0) Yorum ekle   

Bir gölge doğruldu yattığı yerden. Gökler kapkara kesti birden. Hava durgun, deniz durgundu.

Analar babalar bastıkları toprağa bakındılar. Doğmamış çocukların mezarları bulundu. Dağların zirvesinde bir kandil yanıyordu.

Ağaçların dallarına mor mendiller asmıştı kızlar. İnce bir duman örtmüştü yöreyi. Sessiz sedasız gece düşük yapmıştı. Serçe ölüleri vardı çalı aralarında.

Kurutulmuş kelebekler kanat çırpıyordu ilkokul defterlerinde. Sözcükler yaralara akıyordu. Yürekleri kemiriyordu aç kurtlar. Anılar, nbir ömür boyu öfkeydi artık. Tütünler boyveriyordu sararmış parmaklarda.

Eller güneşe kapalıydı. Yıldızlardan düşmüştü görmez bakışlar. Al yeleli atlar vurulmuştu kırlarda. Göz göz odalar barut koyuyordu. İsyan çiçekleri sinmişti kirli duvar halılarına.

Masalsız büyümüş çocuklar ucuca eklenen ölümlerdeydi. Koptu en kırık yerinden düşler. Sırtlardaki kör kabuklara yenileri eklendi. Meyveye duracak ağaçlar kurudu. Eşikler boş kaldı. Kimseler çalmadı kimselerin kapısını. Tüm tenlerde uçurumlar. Ne gün ağarıyordu, ne de tutan vardı gecenin dizginlerini.

Tek ben canlıydım. Durduğum yerde yaprak dökerek. Geldiğim yerden gitmeme bir vardı.

SERÇE KOPMUŞLUĞU

Edebiyat Trackbackler (0) Yorum ekle   
Kıyıda yorgun deniz. Birkaç bitkin dalga. Güneş yitik. Pus, nem ve bulut. Uzakta yağmur kokusu. Rüzgar yönünü yitiriyor. Kulağımda sessiz kuş cıvıltıları. Renksiz bir kelebek uçuveriyor ağırdan.

Yaz geçiyor artık. Anıları da. Güneş örtük. O da dimdik dikemiyor gözlerini üzerimize. Sanki utançlı yanlış dünyadan. Aydınlıkta karanlığa koşanlara öfkeli. Ya da umursamaz. Tek bir serçe geçiyor. Sabah mutfağın balkonuna konan mı bu?

İçimde bir yangın. Yanan kanım. Bir duman örtünüyorum anılardan. Geçip gittiğini sandıklarımdan. Umduklarımdan. Gidiyorum. Nereye? Kendime. Belki seni de arıyorum. Bir söz süresi. Yoksun. Bulamıyorum. Nokta geliyor. Sonlandırıyor sözü.

Gelmemiş, geçmemiş, gitmemiş birisin sen. Ben gittiğimde erkendi. Sen geldiğinde geç. Birbirimizi, birbirimizin dışında yaşadık hep. Derken, güneş bile battı. Belki de ışığımız yanlıştı. Sen geldin, ben gittim.

Göğsümde küçücük bir sızı. Çok yüksekten iki kırlangıç geçiyor. Yüreğimdeki acı sessizce dağılıyor. Dünya sussa. Bir an için. Susmuyor oysa. Biliyorum; yeni düşünceler bulmalıyım. Edindiklerim örselendi. Şaşıyorum. Sözcükler hâlâ yerliyerinde.

Serince bir esinti var şimdi. Yağmur geçti. Akşamsafası sanki yeniden açacak. Dirilecek. Oysa kendi yüreğim kendime nasıl yabancı. Sen ve ben ve biz. Ve yaşam. Sensiz, bensiz, bizsiz.

Bir tekne daha terketti koyu. Bir anı artık denize yansıması. Kalkıp yürüyorum. Anlam parçalarını söke taka. Şu anda bir özneyim. Özlediğim neyse oyum.

Günün sesleri dindi. Geceninkiler daha başlamadı bile. Ana cadde suskun.

Evin önündeyim. Bahçe kapısı kapalı. Açamıyorum. Geri dönüyorum. Yolda ansızın bir güz sağanağı. Yine kıyıdayım. Biraz da ıslağım. Unutmamışa unutmak öğretilemez.

Kıyıda yürüyorum bu kez. Belirsiz belirlenince, belirlenen belirsizleşir anında. Bunu bilmem, herşeyi bilmem demek. Herşey bilinince, hiçbirşey olur. Bunu da iyi biliyorum. Bildiklerimi bilmez oluyorum yine de. Ayaklarımı izliyorum. Gidiyorlar. Rasgele. Denizde mazot kokusu. Sen tam karşımdasın. Serçenin pervaza alıştığı gibi alıştım seni varsaymaya. Hep karşımda.

Ay yükselmeye başlamış. Uçları eprik. Ve solgun. Yeniden yağmur. Bu kez ayaklarım beni izliyor. Eve dönüyorum.

Birileri bahçe kapısını açık unutmuş. İçeri giriyorum. Kapıyı kapatıyorum. Seni ardımda bırakıyorum.

Telefon çalıyor. Açıyorum. Karşımda ben. Yani sen. Kapatıyorum. Mutfağa geçiyorum. Balkondan bakıyorum. Birileri bahçe kapısını yine açık unutmuş. Buzdolabını açıyorum. Sabah mutfağın balkonuna konan serçe dolapta ölmüş. Kopmuşluk bu mu?

Design by N.Design Studio
Hepsi - WeblogTR - Ücretsiz Blog