Yol birdenbire inceliyor, gidiyor. İkiye bölünüyor tarih. Ansızın bir sağanak boşanıyor. Avucumda bir yağmur damlası. Sıkıp duruyorum. Bir nar çatlıyor anılarımda. Uzun bir hüzün. Öfkeden daha derin.

Bir pazar günüydü yine. Aylar önce. Karşımdaydın. Uzakların denizinde yıkanmıştı gözlerin. Kaçıp gitme tekneleri pupa yelken. Ben o teknelerde yolcuydum oysa, onlarca yıl önce. Hani kavak yelleri altında gençlik tüketilen. Lodosu yürek poyrazlarıyla karşılayan.

Tanıdım seni. İlkgençliğimin yokuşlarında yolcuydun. Gelen bendim, gidecek sen. Mevsim, ikimizden biri.

Kör kalemler sivriltmesini biliriz biz yüreğimizde. Düşlerimize çılgın atlar girer. Kanatlanır kuşlar sedef bulutlara. Kendimize taparız, kendimizle savaşırız. Zehirli hançerler taşırız bağrımızda. Yasaklanmış çiçekler dikeriz bahçelere.

Kimi kez kafataslarıyla şarap içeriz, kimi kez gecenin eteklerinde ürpeririz. Hep kendimizin peşindeyiz. Vesikalık resimleri hiç sevmeyiz. Okkalı küfürler dizilidir susuşlarımızda. Korkuyu keşiften bile büyük sevinç alırız. Sevinçlerimizde gizli korkuları umursamadan. Kimi kez yarın da bugün olur, dün de bugün. Kimi kez herşey, hiçbir zamandır.

Bağırarak konuşuruz. Yaşamın son anında hepten susulacağını bildiğimizden. Ateşe dönüşür, kendimizi çembere alırız. Yemek yemeye vaktimiz yoktur çoğu kez. Işıklı mızraklar büyütürüz umutlarımızda. Canımızı bırakırız kendi açtığımız yaralarda. Yıldızlar düşürürüz güne, şimşekler sunarız geceye. Koca dağları aşar, denizlere boşalırız. Fındıklar arasından dallar eğer, güvercinler sunarız göğe. Diz çöker suları okşar, kendimizden kendimize köprüler kurarız. Kaçışlar tükenmekse, biz içimizde çoğalırız.

Tanıdım seni. İlkgençliğimi. Dalgalara ve rüzgara basmadam yürüyeni. Kayaları delip çıkan çiçeği. Ansızın bastıran yağmuru. Çekilen denizleri. Orman uğultusunu. Onlarca yıl önceden anımsanan bir isyan şarkısının kokusunu. Kamçılanan aklı, biçimlenen duyguyu. Tarihimin öte boyutunu...