Kendi peşimdeyim. Kendimi izliyorum.

İçinde yağmur damlaları biriktirdiğim avuçlarım sımsıkı kapalı. Günden geceye, geceden güne yürüyorum. Birbirine çarpıp kırılan iki şimşek gökyüzünde. Geçmişin kuyularından taşan seller yağıyor kentin üzerine.

Dar sokaklardan geçiyorum. Yüzlerce sarı ışıklı perdenin ardında binlerce yarım kalmış yaşam. Sonsuz parçalara bölünmüş kadınlar, erkekler, yeniyetmeler. Giderek takvimsiz yaşanan zaman. Kurulu saatlerin sesinin bile duyulmadığı...

Mevsimin tanışık olmadığı bir rüzgar. Sanki güzden çıkıp gelmiş. Ağaçların yapraklarını döküyor. Uçuşan her şeyin ortasında ben. Yürüyorum. Tek taksi geçmiyor bu semtten. Ay da bulutların arasında. Sokak lambaları zaten yanmıyor. Açık pencereli evlerden tek yankılanansa küfür.

Yarın kentin kılcal damarlarına kan verecek oysa bu sokaklar. Tamirhanelere doluşacaklar. Bir ustabaşının iki dudağı arasındaki işlere sarılacaklar. Evlerinde kimsenin kimseye sarılmadan uyumasına karşın. En büyük yoksulluğun yalnızlık olduğunu bilmeden.

Yürüyorum. Biraz ileride cadde ışıkları. Üstümde özgürlük tutsaklığının ağırlığı. Yüzümde yağmur kırbaçları. Ellerim cebimde. Sönük ıslak sigaram dudaklarımda. Bir üşenme, bir tembellik ayaklarımda.

Dünya bulutları taşıyor bir yönden ötekine. Yılmadan, usanmadan. Başka kıtalarda, başka ülkelerde de olmak vardı şu anda. Ama yine de yürecektim. Nerede olursa olsun, düğüm düğüm uzanır gider yollar önümde. Ben yürürüm. Kendi peşimde, kendimi izlerim.

Bir duygudur yürümek. Batıdan doğuya. Kuzeyden güneye. Kendi sarmaşığına sarınmaktır. Büyüyüp dallanarak yüreğine ulaşanların dokunuşunu duymaktır. Kimi kez denizlerde de yürür insan. Adımlayarak aşar okyanusları. Geçer gider zamanın aralığından. Ayak seslerinden marşlar bestelenir bazen. Kimi zaman da, bir rapsodinin hafifliğine teslimdir.

Yeniden bir sağanak. Gökgürültüsü. Şimşekler. Yıldırımlar. Su basacak bu sokakları az sonra. Gecenin salgısını dışlayacak köhne evler. Yağmura şükredenler sele küfredecekler. Zembereği boşalacak öfkenin. Kadınlar ve çocuklar dayak yiyecek. Ay daha da çok saklanacak bulutlar arasına. Kızgın güneş doğumunu erteleyecek belki de.

Bir koli mukavvası üzerine "buz satılır" yazan dükkanın önünden geçiyorum. Yürüyorum. Tam caddeye varacakken ardımda birinin gölgesi. Dönüp bakıyorum. Kendi peşimdeyim. Kendimi izliyorum.